21 Nisan 2019 Pazar

  Hayata alışamadım. Çok denedim ama bir türlü başaramadım . Biraz karamsar bir yazı olacak çünkü son zamanlarda ben de öyleyim. Küçük bir çocukken hayatı ve insanları çok severdim. Yaşam dolu ve masum bir çocuktum (tüm çocuklar gibi).  Ama sonradan işler biraz değişti . Çocukluk uykumdan uyanmaya başladıktan sonra rüya bitti. Gerçekleri görmeye başladım . İnsanların acımasız yüzlerini görmeye başladım. Tüm insanlar kötü ve hiçbirini sevmiyorum diye düşünüyorum kesinlikle. İyi insanlar mutlaka vardır. Ama yine de insanlardan ve insanlıktan soğumama engel olamadı hiçbir şey .


   Lise yıllarımda biraz tarihe ilgi duymaya başladım ama ondan da soğumam uzun sürmedi. Çünkü gördüm ki insanlık tarih boyunca aynıymış . Bundan 2000 yıl önce de 200 yıl önce de insanlar yine acımasızmış. Savaş insanlık var olduğundan beri sürüyor ve sürekli masum insanlar ölmeye devam ediyor. İnsanlar yalnızca kendilerine değil doğaya ve hayvanlara da zarar veriyor. Bazen dünyanın başına gelmiş en kötü şey biziz diye düşünüyorum.


   Hayat konusuna gelecek olursak çok eşitsiz olduğunu düşünüyorum. Kesinlikle herkese aynı imkanları sunmamakta. Hayat etoburdur.  Çünkü kendisine tutunamayan insanları yutar. En az insanlar kadar acımasız ve insanlık tarihi kadar karanlıktır.  Hayatın sevilecek yanları var aslında zaten onlar da olmazsa hiç çekilecek gibi değil. Dostluklar , ilişkiler , hobiler ve uğraşlar hayatı sevmekte ve tutunmakta önemli faktörlerdir. Ama bu düzeni kuramayan bireyler hayatın boşluğunda kaybolmaktadır. Ben bu düzeni kurabildim mi ya da kurabilcek miyim bilmiyorum . Ya da tutunmak mı kaybolmak mı istiyorum emin değilim .  Kısacası insanlar ve hayat bir savaş içerisinde . Ben ise ikisinden soğumuş ama hala bir umut ve bir mana peşindeyim ...